Her yol mübah mı sahiden?
bilmem.. bazen düşünüyorum;
Tek bi kere yaşadığım bi hayatım var benim, tek şans; one shot. Ötesi ve berisi yok. Başka şansların da verildiğine dair metafiziksel bi inancım var ki o başka bi promil seviyesinin konusu ama, o diğer şansta da bu kafa olmicak yahu. Mesela bu sarı saçlarım filan olmicak ki maazallah o çok fena bişi işte. Belki nutella bile sevmiyo olurum o hayatta düşünsene. Ya da nutella sevemicek bi formda olurum, iguana filan eyvah eyvah. Ama bak iguana olursam hep sarı kalırım hiç renk değiştirmem. Doğa bana ayak uydursun hahhaaayyyt.
bilmem.. bazen düşünüyorum;
Tek bi kere yaşadığım bi hayatım var benim, tek şans; one shot. Ötesi ve berisi yok. Başka şansların da verildiğine dair metafiziksel bi inancım var ki o başka bi promil seviyesinin konusu ama, o diğer şansta da bu kafa olmicak yahu. Mesela bu sarı saçlarım filan olmicak ki maazallah o çok fena bişi işte. Belki nutella bile sevmiyo olurum o hayatta düşünsene. Ya da nutella sevemicek bi formda olurum, iguana filan eyvah eyvah. Ama bak iguana olursam hep sarı kalırım hiç renk değiştirmem. Doğa bana ayak uydursun hahhaaayyyt.
Yok yok. Mübahtır ben ona inanıyorum. Çünkü ne aşk, ne de savaş normal bi kafa değil. Birini ya da bişeyi çok istemek, ama dibine kadar istemek, her şeyden herkesten- hatta hayattan vazgeçecek kadar istemek mertebesine gelmek kolay şey değil. Ayık kafayla olmaz o işler. Bu yüzden büyük komutanların hayatlarını okuyoruz, ya da büyük aşk tragedyalarını- sonra da “vay be ne manyakmış” diyoruz her hikayenin sonunda.
Hayran oluyoruz o adamlara ya da o aşklara.
En çok da kendi göze alamadıklarımızı yapanlara hayran oluyoruz şu hayatta.
Sonra bir dize beliriveriyor kafamızda;
“gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız, göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır.”
“gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız, göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır.”
Uzak görünen bir sürü şey yakın da olabilir aslında; mesafe dediğin, o şey için kafayı ne kadar "kırdırabildiğine" bakar sadece.
Sonra gözümüzü acıtacağına, “her yolu” göze almak ve o gözleri acıyla yakmamak iyi bişey bence.
İşte bu yüzden mübahtır aşkta ve savaşta her şey; çünkü bir şeyi dibine kadar, tutkuyla istediğinde gözlerin acır; saç diplerin acır. Saç diplerine kadar istersin- eğer gerçekten istiyorsan.
İşte o kafadaki adamın kaygısı olmaz “hımm acaba bu mübah mı?” diye. Sormaz/düşünmez bile.
İşte o yüzden, bunu diyen adamı eleştirmeyin. Takdir edin. Okşayın. Yanağını filan sıkın, çikolata ikram edin ya da ne bileyim. O insan güzel insan çünkü.
O insan ki, ya bir şeyi dibine kadar istemiş, ve “acaba bu mübah mı” diye bırak sormayı, aklından bile geçirmemiş,
ya da bir şeyi sadece istemiş ve sonra o istediğinden utanıp hijyenik koltuğunda oturmuş “aşkta ve savaşta her yol mübahtır diyen bencilin önde gidenidir” diyerek Hıncal Uluçluk etmiştir.
---
Ben hangisiyim? Bilmiyorum.
Tek bildiğim, gözlerimi göze alamadığım yakınlıkların acıtmasına izin verecek kadar korkak olmadığımdır.
Tek bildiğim, gözlerimi göze alamadığım yakınlıkların acıtmasına izin verecek kadar korkak olmadığımdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder